Kayıtlar

DERİNLERDE BİR YERDE

Resim
Size de olur mu? Mutlu olduğunuz ve ya sosyal olduğunuz bir ortamda modunuzu düşüren, yüzünüzü asan bir takım düşünceler gelir mi aklınıza? Arkanıza dönmenize neden olacak düşünceler... Geçmişe, hatırlamak istemeyeceğiniz anılarınıza gider mi aklınız birden bire?  Belki de bunu bilerek yapıyoruzdur. Yani, o anıları unutmak istiyoruz ama bir yandan da istemiyoruzdur. Ben unutamıyorum mesela ya da dediğim gibi belki de unutmak istemiyorumdur. Hayatımın bir parçası oldular ve bir şekilde kabullendim o anılarımı. Bazen durduk yere ben hatırlamaya çalışırım geçmişimi. Sonra istemsizce mutlu olurum. İnsan kötü anılarını hatırlayınca mutlu olur mu diye sormayın. Ben oluyorum. Bir şekilde oluyorum işte.. Belki de bazılarının aksine onları kabulleniyorum. Artık gerçek bir parçam olarak görüyorum onları. Beni ben yapan, şimdiki Esra'yı oluşturan anılar hepsi benim için. İyi ve ya kötü sonuçta içinde ben vardım dimi. Siz nasıl karşılıyorsunuz anılarınızı? İyi anılar muhakkak mutluluk veriyord...

DİJİTAL YALNIZLIK

Resim
Dijitalleşme kavramını biliyor muyuz? Biliyor olmak zorundayız. Çünkü zaten o kavramın çağını yaşıyoruz. Sınıfta olsam ve bu kavramı açıklayın desem muhtemelen hepiniz de günlük hayattan bir örnek vererek doğru cevap vermiş olurdunuz.  Bundan bir on yıl öncesine bakıyorum da dijital kavramı, içinde bulunduğumuz toplum için çok uzak bir kavramdı. Evet şimdiki teknoloji ile kıyaslanmayacak olsa da bilgisayar kullanıyorduk, cep telefonları vardı. Ama konu şu ki yalnızlaşmamıştık. Her an her saniye etrafımızda birileri olduğunu biliyorduk. Nefes alan, konuşan, hareket eden, yardım eden, seven, sevilen, sevgi dolu bir çok insan vardı etrafımızda. Şimdi ise aradan on yıl değil de "Sosyalleşme" başlığı altında yüz yıl kadar uzak bir zamandayız sanki. Her şeyden ve herkesten bir haberiz. Adına "Dijitalleşme" dediğimiz bu yalnızlık evresinde hepimiz üstümüze düşeni layığıyla yapıyoruz. En basit örnekle gerçekten gülmüyoruz, gerçekten sevmiyoruz, gerçekten beğenmiyoruz. Sosya...

YENİ YIL İÇİN KENDİ HEDEF LİSTENİ OLUŞTUR

Resim
Yeni yıl.. Kelimeleri yazarken bile içimi büyük bir heyecan kaplıyor. Siz de heyecanlanmıyor musunuz? Yeni bir yıl, yeni bir sayfa... Yepyeni umutlar, yepyeni heyecanlar ve gerçekleştirmek isteyeceğimiz yepyeni hedefler. Her Aralık ayının sonlarına doğru mutlaka ajandama yeni hedefler eklerim. Gerçekleşsin ya da gerçekleşmesin. O hedefleri yazmak bile beni tatmin edebiliyor. Nedense bu yıl da yaşamam gereken güzel şeyler olduğunu hatırlatıyor o liste.  Yeni yıl hedefleri beraberinde yeni serüvenler getirebiliyor ve her serüvenin de kendine özgü bir hikayesi oluyor genelde.   Sahi siz de bir hedef çizelgesi oluşturuyor musunuz ya da oluşturdunuz mu? Oluşturmadıysanız işe kendinize güvenmekle başlayabilirsiniz. Kendinize güvenmediğiniz sürece altından kalkamayacağınız bir çok engelle karşılaşırsınız. Hem ne demiştik; yeni yıl ve yeni sayfa... Kendinizde ya da çevrenizde değiştirmek istediğiniz ne varsa belirlediğiniz hedeflerle zamanla değiştirebilirsiniz.  Bunun için ...

Çoklu Kişilik Bozukluğu ve Alanda Önemli Bir Örnek: Chris Sizemore

Resim
Kısaca DKB yani 'Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu' olan ve eski adı ile 'Çoklu Kişilik Bozukluğu' olarak adlandırılan bu durum, bireylerin farkında olarak ya da farkında olmaksızın oluşturdukları farklı kimliklere bürünmesi durumudur. Bireylerin bu durumu yaşamasına genellikle küçüklükten gelen travmalar neden olmaktadır. Bireyler bellek ve algı kavramlarında sorunlar yaşamaktadır.  DKB (  Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu)' ye verilecek en büyük örneklerden biri 1927 yılında doğmuş olan ve küçüklüğünde derin travmatik acılar çeken ve ilerleyen yıllarda kişilik sorunları yaşayan Chris Sizemore' dur.  Sizemore, 2 yaşındayken annesinin kendisini bıçakla öldürüşüne şahit olur. Aradan geçen birkaç aydan sonra babasının iş yerinde makineye kendisini kaptırarak feci şekilde öldüğünü görür. Bu da yetmezmiş gibi henüz yeni doğan kuzeni ölür. Kısa sürece ölüm ve kazaya şahit olan Sizemore' un psikolojisi alt üst olur.  İlerleyen yıllarda psikolojik olarak sorunl...