Kayıtlar

2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ÇOK MU ÇOK GELECEK

Resim
 Bugün bir kafeye oturdum. Kafe sakindi, sakin olması beni mutlu etmişti. Kendimi bildim bileli kalabalık kafeleri hiç sevmiyordum. Kalabalık, tıkış tıkış ve oldukça gürültülü kafeler. İnsanlar bu kafeleri nasıl seviyor, hiç anlamıyorum. Samimi değil bir kere, ne konuşulduğu anlaşılmıyor. Sadece oradasınızdır, "Sosyalleşme" başlığı altında. Kafeden çıkınca da derin bir nefes alırsınız çünkü ortam fazla germiştir sizi. Halbuki sakin kafeler daha samimi, yani bana göre. Bir kere arkadaşlarınızla koyu sohbetler edebilirsiniz. Zamanın nasıl geçtiğini bile anlamazsınız. Konuşulanları duyarsınız, kahvenizi sakince içebilirsiniz ve içinizden geldiği gibi olursunuz. Hele bir de arkaya sakin bir müzik verseler, ortam da modern şık ise tadından yenmez. Bugün işte o kafelerden birindeydim. Sıcak bir kahve söyledim. Okumak için kitabımı elime aldım. Ama son zamanlarda kafamı meşgul eden o soru kitap okumamı engelliyordu. Son sınıf olduğum için miydi ne, kafam hayata karşı fazla bulanıkla...

TANRILAR VE SONSUZ ARAYIŞ

Resim
Yunan mitolojisine göre insanların sürekli bir ruh ikizini aramasının nedeni şöyleymiş; insanlar eskiden dört kollu, dört bacaklı, bir kafada iki ayrı yüze sahip, sırtlarında birbirlerine yapışmış şekilde ve her insan çift olacak şekilde yaşarmış.  İnsanlar kendi kendilerine yetebildikleri ve çok güçlü oldukları için her türlü taşkınlığı yapar ancak tanrıları onurlandırmayı ihmal ederlermiş. Bir gün baş tanrı Zeus bu olanlara çok sinirlenmiş ve insanları ortadan ikiye bölmüş; bir taraf erkek diğer taraf ise kadın olmuş. İkiye bölünen parçalar o kadar korkmuşlar ki birbirlerine sarılmışlar. Tanrılar bu işin böyle olmayacağını düşünüp, bedenleri bir çuvaldan yıldızları bırakır gibi karmakarışık bir düzen içinde uzayın sonsuzluğundaki dünyanın farklı yerlerine serpmişler. İşte o gün bugündür yarım olan parçalar, tamamlanmak için diğer yarılarını arar olmuşlar. Bulduklarında ise tek bir ruh olup, tanrıların onları tekrar cennetine almasını dilemişler. Ancak diğer yarılarını- ruh eşleri...

GELECEĞE MEKTUP BIRAK

Resim
 Bir dizide görmüştüm; bir kadın, bundan 7 yıl sonraki hayata mektup yazıyor. Mektuptan kastım neredeyse 100 sayfalık bir deftere tüm duygularını yazıyor. Hissettiklerini, anılarını. Neredeyse her gün yazıyor bu yazıları. Yazıların içeriğinde anıları ve o anki yaptıkları var. Aslında içerik olarak boş şeyler, bilgi vermiyor hiçbir yazı. Mesela odasında otururken ortamı, sesleri ve kokuları betimliyor ya da kalabalık bir yerdeyse o an kim ne yapıyor, kim ne söylüyor veya kendi ne istiyor, neler hedefliyor, neler yaptı, neler gördü...  Kadın bundan 7 yıl sonraki kendine yazıyor bu mektupları. Bunu neden yaptığını bilmiyor sadece yazmak istiyor. Belki de 7 yıl sonra bunları okuduğunda o ana ışınlanacak. O duyguları yeniden yaşayacak. O defter onun için bir hazine olacak.  Diziyi izlerken aklım sürekli o kadının yazdıklarındaydı. Kadın kendince çok mantıklı bir şey yapıyordu. 7 yıl sonraki kendinin nerede olacağını bilmiyordu. 7 yıl sonraki dünyanın da nasıl olacağını bilmiyo...

ÖĞRENDİM Mİ?

Resim
Hissetmiyorum...  Artık donuk ve düşüncesizim. İnsanları anlayamıyorum, çocukları sevemiyorum; konuşulan her konu her söz anlamsız. Derinlerdeyim. Tartarosta. Kendimi anlamaya çalışıyorum. Kendim olmaya çalışıyorum, eski halim, eski ben. Ama o kadar uzak ki bana. Önceden anlam yüklediğim her şey anlamsız birer boşluk gibi. Hayatın anlamını çözmek önceden büyük bir uğraştı benim için. Çiçeğin, böceğin, yağmurun, güneşin... Her şeyin bir anlamı vardı. Her şey birer semboldü bana göre.  Hele ki bir koku vardı. Aklımı başımdan alan bir koku. Toprağın kokusu, ıslak beton kokusu, kuru ağaç kabuğu kokusu, camımın önünde duran mor nilüfer, dokununca tüm odaya kokusunu veren fesleğen, nevresimlerime sinen lavanta, havada kendiliğinden gezinen boşluk... Mutluluğun kokusuydu bunlar. Beni ben yapıyordu. Artık o kadar anlamsız ki acı baharatlar bile tat vermiyor.  Bunalımda değilim, sadece özlüyorum. Kendimi mi onu mu bilemiyorum. Sadece bir şeyler hep eksik, hep boşluk. Farklı şeyler...