SİSTEMATİK GÜZEL
Bana güzeli tanımlar mısınız?
Televizyon ekranlarında gördüğümüz ve ultra muhteşem bir yaşam süren; güzel- yakışıklı, kusursuz kadınlar ve erkekler neden bu kadar çok bize benimsetilmeye çalışılıyor. Bunu hiç düşündünüz mü?
Güzel ve ya yakışıklı kavramlarının aslında farkında olmadan içinde bulunduğumuz sistem tarafından oluşturulduğunun farkında mıyız? Neydi güzel ve ya çirkin? Çirkin neydi mesela, kime göre çirkin? Önceleri çirkin kavramı kişiden kişiye göre değişiyordu. O zamanlar öznel kavramı vardı. Ama artık öznellik kavramının kaldığından şüphe duyuyorum.
Yaşadığımız dünya topluluğu kendi güzel ve çirkin kavramlarını oluşturdu ve herkese kendi kavramlarını benimsetti. Mesela lüks bir hayat süren, yaptığı her şey kusursuz olan bir kadın bizim için çok güzel görünmeye başladı. Çünkü bu insan kusursuz; saçıyla, makyajıyla, harcamalarıyla, eviyle, arabasıyla... Aslında burada kadın değil içinde bulunduğu lüks kavramı bizim için güzel geliyor. Çünkü lüks ile güzeli aynı görmeye başladık. Toplumda bir tabir vardır ya, "Paran varsa güzel de olursun." diye. İşte bu tabir buradan geliyor. Haksız da sayılmayız şimdi(!)Peki neden böyle düşünüyoruz? Neden lüks ve güzeli aynı kavramda düşünmeye başlıyoruz? Hadi size ipucu vereyim; dünya üzerindeki açlık sınırını biliyor muyuz?
Şu an dünya üzerinde 690 milyon insan açlıkla mücadele ediyor. 690 milyon insan... Bu sayı, siz bu yazıyı okurken bir milyon artış göstermiş olabilir. Bu sizi düşündürdü öyle değil mi? Peki bu durum o çok istediğiniz ayakkabıyı ya da elbiseyi almanız konusunda da sizi düşündürdü mü? Açık konuşacağım beni düşündürmedi. Çünkü içinde bulunduğumuz sistemin küçük birer kurbanı olmuş durumdayız. Her gün piyasaya çıkarılan ve sırf bir takım ünlü isimler onu almış ve beğenmiş ve ısrarla öneriyor diye deli gibi almak istediğimiz yığınla ihtiyaç fazlası ürün var. Üstelik ihtiyacı da geçtim önceden çirkin olarak adlandırabileceğimiz kumaşlar- desenler- modellere şu an deli gibi para saçıyoruz çünkü moda bunu gerektiriyor. Çünkü sistem benim harcamamla ayakta duruyor.
Yoksulluk kavramı da kişiden kişiye değişmeye başladı. En basitinden sokak röportajlarında yapılan konuşmaları hep görürüz. Hani bir amca vardı "Sarı Mikrofon" da konuşuyordu. Yaşlı adam; "Bu ülkede fakir yok ki. Ben fakirim diyen adamın elinde sıfır model ayfon (Iphane) telefon var." diyor ve ekran karşısında izleyen biz de gülüyorduk bu duruma. Aslında o yaşlı amca bu yazıda uzun uzun anlatmak istediğim şeyi mizahla anlatmıştı 10 saniye içinde.
Velhasıl kelam benzemeye ve ya benzetilmeye çalıştığımız bu dev kapitalist- faşist sistem karşısında bizim rolümüz ne? Senin rolün ne? Sistem kurbanı mısın yoksa sistemi geride bırakıp dik bir şekilde kendi yolunda kendi gerçeklerinde ilerleyen misin? Peki sistemi geride bıraktığına, sistem karşısında dik durduğuna emin misin?
O halde size tekrar soruyorum, "Bana güzeli tanımlar mısınız.."

Yorumlar
Yorum Gönder