YAĞMUR
Cama bir damla daha düştü. Şiddetle cama çarptı ve süzüle süzüle camdan aşağı kaydı. Ardından bir damla daha düştü ve aynı hareketi birden fazla damla tekrarladı. Kimisi cama düşen ilk yağmur damlasının çizdiği yoldan süzüldü kimisi ise yeni bir yol çizerek camdan aşağı kaymıştı. Dışarda yağmur yağmaya başlamıştı. Geleli henüz bir saat bile olmamıştı ki yağmur yağmıştı. Bu bir uğursuzluk muydu? Büyükannesi olsa muhtemelen "Hoş geldin, geldiğin şehre bereket getirdin." derdi. Çünkü yağmur da bereketti ve o gelir gelmez yağmıştı. Ama annesi olsa uğursuzluk getirdin derdi. Senin gelmenle zaten bozuk olan yollar daha da bozuldu, etraf çamur içinde kaldı derdi. Annesini düşündü, her şeye ne kadar da kötü taraftan bakmayı severdi ama. Kendi için olumsuz olan her şey herkes için olumsuzmuş gözüyle bakardı. Annesi bazen bezdirirdi onu. Anne olmak bunu gerektiriyordu belki de, en azından popüler anne olmak bunu gerektirebilirdi. Çocuğunu, her şeyden fazla düşünme konusunda herkesten...