Kayıtlar

ÖĞRENDİM Mİ?

Resim
Hissetmiyorum...  Artık donuk ve düşüncesizim. İnsanları anlayamıyorum, çocukları sevemiyorum; konuşulan her konu her söz anlamsız. Derinlerdeyim. Tartarosta. Kendimi anlamaya çalışıyorum. Kendim olmaya çalışıyorum, eski halim, eski ben. Ama o kadar uzak ki bana. Önceden anlam yüklediğim her şey anlamsız birer boşluk gibi. Hayatın anlamını çözmek önceden büyük bir uğraştı benim için. Çiçeğin, böceğin, yağmurun, güneşin... Her şeyin bir anlamı vardı. Her şey birer semboldü bana göre.  Hele ki bir koku vardı. Aklımı başımdan alan bir koku. Toprağın kokusu, ıslak beton kokusu, kuru ağaç kabuğu kokusu, camımın önünde duran mor nilüfer, dokununca tüm odaya kokusunu veren fesleğen, nevresimlerime sinen lavanta, havada kendiliğinden gezinen boşluk... Mutluluğun kokusuydu bunlar. Beni ben yapıyordu. Artık o kadar anlamsız ki acı baharatlar bile tat vermiyor.  Bunalımda değilim, sadece özlüyorum. Kendimi mi onu mu bilemiyorum. Sadece bir şeyler hep eksik, hep boşluk. Farklı şeyler...

YAĞMUR

Resim
Cama bir damla daha düştü. Şiddetle cama çarptı ve süzüle süzüle camdan aşağı kaydı. Ardından bir damla daha düştü ve aynı hareketi birden fazla damla tekrarladı. Kimisi cama düşen ilk yağmur damlasının çizdiği yoldan süzüldü kimisi ise yeni bir yol çizerek camdan aşağı kaymıştı.  Dışarda yağmur yağmaya başlamıştı. Geleli henüz bir saat bile olmamıştı ki yağmur yağmıştı. Bu bir uğursuzluk muydu? Büyükannesi olsa muhtemelen "Hoş geldin, geldiğin şehre bereket getirdin." derdi. Çünkü yağmur da bereketti ve o gelir gelmez yağmıştı. Ama annesi olsa uğursuzluk getirdin derdi. Senin gelmenle zaten bozuk olan yollar daha da bozuldu, etraf çamur içinde kaldı derdi.  Annesini düşündü, her şeye ne kadar da kötü taraftan bakmayı severdi ama. Kendi için olumsuz olan her şey herkes için olumsuzmuş gözüyle bakardı. Annesi bazen bezdirirdi onu. Anne olmak bunu gerektiriyordu belki de, en azından popüler anne olmak bunu gerektirebilirdi. Çocuğunu, her şeyden fazla düşünme konusunda herkesten...

SİSTEMATİK GÜZEL

Resim
Bana güzeli tanımlar mısınız? Televizyon ekranlarında gördüğümüz ve ultra muhteşem bir yaşam süren; güzel- yakışıklı, kusursuz kadınlar ve erkekler neden bu kadar çok bize benimsetilmeye çalışılıyor. Bunu hiç düşündünüz mü?  Güzel ve ya yakışıklı kavramlarının aslında farkında olmadan içinde bulunduğumuz sistem tarafından oluşturulduğunun farkında mıyız? Neydi güzel ve ya çirkin? Çirkin neydi mesela, kime göre çirkin? Önceleri çirkin kavramı kişiden kişiye göre değişiyordu. O zamanlar öznel kavramı vardı. Ama artık öznellik kavramının kaldığından şüphe duyuyorum. Yaşadığımız dünya topluluğu kendi güzel ve çirkin kavramlarını oluşturdu ve herkese kendi kavramlarını benimsetti. Mesela lüks bir hayat süren, yaptığı her şey kusursuz olan bir kadın bizim için çok güzel görünmeye başladı. Çünkü bu insan kusursuz; saçıyla, makyajıyla, harcamalarıyla, eviyle, arabasıyla... Aslında burada kadın değil içinde bulunduğu lüks kavramı bizim için güzel geliyor. Çünkü lüks ile güzeli aynı görmeye ...

DEFTER

Resim
 Masadaki vazoya baktı. Masanın üzerinde duran; kırmızı, beyaz, pembe, mor renk karanfillere takılmıştı gözü. Renkleri soluk görünüyordu. Sanki alındıkları anda özenle vazoya konulmuş ve evin en güzel ve en iyi ışık alan köşesine konmuş gibiydi. Ancak her ne olmuşsa o ilk alındığı an olmuş, sonrasında çiçekler kaderlerine terk edilmişlerdi. Neredeyse bir haftadır sulanmamışlardı. Cansız ve bitik duruyorlardı. Neredeyse bir hafta öncesini anımsamaya çalıştı.  Geçen hafta cumartesi günüydü. İşten çıkmış yorgun halde evine doğru gidiyordu. Yol boyunca bir an önce evine gitmenin ve uyumanın hayalini kurmuştu. Bir dükkanın önünden geçmiş ve içerden gelen lezzetli kokuların büyüsüne kapılarak bir anda kendini dükkanın kapısını iterken bulmuştu. Yeşil ve sarı renkleri ile dizayn edilmiş, arka fonda kim tarafından olduğunu tahmin edemediği ancak Blues Jazz tarzı müziğin çaldığı şirin, sıcak bir dükkana girmişti. İçerisi fırından yeni çıkmışçasına poğaçalar, pastalar ve İtalyan lezzeti...

DERİNLERDE BİR YERDE

Resim
Size de olur mu? Mutlu olduğunuz ve ya sosyal olduğunuz bir ortamda modunuzu düşüren, yüzünüzü asan bir takım düşünceler gelir mi aklınıza? Arkanıza dönmenize neden olacak düşünceler... Geçmişe, hatırlamak istemeyeceğiniz anılarınıza gider mi aklınız birden bire?  Belki de bunu bilerek yapıyoruzdur. Yani, o anıları unutmak istiyoruz ama bir yandan da istemiyoruzdur. Ben unutamıyorum mesela ya da dediğim gibi belki de unutmak istemiyorumdur. Hayatımın bir parçası oldular ve bir şekilde kabullendim o anılarımı. Bazen durduk yere ben hatırlamaya çalışırım geçmişimi. Sonra istemsizce mutlu olurum. İnsan kötü anılarını hatırlayınca mutlu olur mu diye sormayın. Ben oluyorum. Bir şekilde oluyorum işte.. Belki de bazılarının aksine onları kabulleniyorum. Artık gerçek bir parçam olarak görüyorum onları. Beni ben yapan, şimdiki Esra'yı oluşturan anılar hepsi benim için. İyi ve ya kötü sonuçta içinde ben vardım dimi. Siz nasıl karşılıyorsunuz anılarınızı? İyi anılar muhakkak mutluluk veriyord...

DİJİTAL YALNIZLIK

Resim
Dijitalleşme kavramını biliyor muyuz? Biliyor olmak zorundayız. Çünkü zaten o kavramın çağını yaşıyoruz. Sınıfta olsam ve bu kavramı açıklayın desem muhtemelen hepiniz de günlük hayattan bir örnek vererek doğru cevap vermiş olurdunuz.  Bundan bir on yıl öncesine bakıyorum da dijital kavramı, içinde bulunduğumuz toplum için çok uzak bir kavramdı. Evet şimdiki teknoloji ile kıyaslanmayacak olsa da bilgisayar kullanıyorduk, cep telefonları vardı. Ama konu şu ki yalnızlaşmamıştık. Her an her saniye etrafımızda birileri olduğunu biliyorduk. Nefes alan, konuşan, hareket eden, yardım eden, seven, sevilen, sevgi dolu bir çok insan vardı etrafımızda. Şimdi ise aradan on yıl değil de "Sosyalleşme" başlığı altında yüz yıl kadar uzak bir zamandayız sanki. Her şeyden ve herkesten bir haberiz. Adına "Dijitalleşme" dediğimiz bu yalnızlık evresinde hepimiz üstümüze düşeni layığıyla yapıyoruz. En basit örnekle gerçekten gülmüyoruz, gerçekten sevmiyoruz, gerçekten beğenmiyoruz. Sosya...

YENİ YIL İÇİN KENDİ HEDEF LİSTENİ OLUŞTUR

Resim
Yeni yıl.. Kelimeleri yazarken bile içimi büyük bir heyecan kaplıyor. Siz de heyecanlanmıyor musunuz? Yeni bir yıl, yeni bir sayfa... Yepyeni umutlar, yepyeni heyecanlar ve gerçekleştirmek isteyeceğimiz yepyeni hedefler. Her Aralık ayının sonlarına doğru mutlaka ajandama yeni hedefler eklerim. Gerçekleşsin ya da gerçekleşmesin. O hedefleri yazmak bile beni tatmin edebiliyor. Nedense bu yıl da yaşamam gereken güzel şeyler olduğunu hatırlatıyor o liste.  Yeni yıl hedefleri beraberinde yeni serüvenler getirebiliyor ve her serüvenin de kendine özgü bir hikayesi oluyor genelde.   Sahi siz de bir hedef çizelgesi oluşturuyor musunuz ya da oluşturdunuz mu? Oluşturmadıysanız işe kendinize güvenmekle başlayabilirsiniz. Kendinize güvenmediğiniz sürece altından kalkamayacağınız bir çok engelle karşılaşırsınız. Hem ne demiştik; yeni yıl ve yeni sayfa... Kendinizde ya da çevrenizde değiştirmek istediğiniz ne varsa belirlediğiniz hedeflerle zamanla değiştirebilirsiniz.  Bunun için ...